Nurşen Şentürk

Ekranları kolbastı fırtınası sardı

Posted by: nursensenturk on: 9 Mayıs, 2009

fotoKaradenizin yöresel oyunlarından olan Kolbastı son günlerdeki popülerliği ile kendinden oldukça sık söz ettiriyor. Kolbastıyı sahiplenenler farklı çıkış öyküleri ile tarihçesini anlatanlar ve bu oyunu modernize edip hazırlayanların sayısı her gün artıyor.  

Adına vakıfların, derneklerin ve kursların oluşturulduğu kolbastı izleyici tarafından çok büyük ilgi çekince televizyon programcıları da kolbastı avına çıktı.

 

Üniversiteli öğrencilerden kurulmuş nice ekip ekranlarda ‘hoptek’ oynarken ihtiyarlarından oluşan kolbastı, çocuklardan oluşan kolbastı ekipleri gibi yaş, memleket ve tarz ayrımı olan nice grup kanalları gezmeye başladı. Müzik eğlence programlarında başlayan kolbastı rüzgarı yemek programları, sohbet programları derken dizilerde de esmeye başladı.

 

Okan Bayülgen’in hazırlayıp sunduğuu Disco Kralı’nda bir bölüm boyunca Kolbastı konuşulurken, Beyazıt Öztürk’te geçtiğimiz günlerde program konuğu Zuhal Olcay ile birlikte kolbastı oynaması haber bültenlerine konu oldu. Sabah programlarının vazgeçilmezi halini alan kolbastı kimi zaman düşen izlenme paylarını artırma vesilesi kimi zamanda farklı kolbastı öyküleri olanların tartıştığı bir program içeriği oldu.

 

 

Kanal D’de yayınlanan Akasya Durağı’nın çaycısı durağa kolbastı ekibi getirirken, Benim Annem Bir Melek’in Hopalı çaycısı da kolbastı oynadı. Yemek yarışmalarından ‘Yemekteyiz’de konuklarını için hazırlık yapanların kolbastı ekibi çağırmalarıda dikkat çekiyor.

Müzik eğlence programlarının yegane çaresi konumunda olan kolbastı geçtiğimiz günlerde yemek programlarından Yeşil Elma’da da yer buldu. Haber bültenlerinin içeriğini dolduran, versiyonları ile efsaneye dönüşen kolbastı izlenirliği gerçeği nedeniyle türk televizyon programlarının mutlak içeriği olmuş durumda. Türk halk oyunları çeşitliliğinin yeni’ ‘keşfi’ gibi yansıtılan bu oyunun tarihsel sürecini bilenler bu yeni ‘bulmuşluktan’ rahatsız olurken ekranların eğlence kaynağı olan bu oyunun hayranlarının sayısı da gün çektikçe artıyor.

 

 

 

 

 

benim annem bir melek’in genç yetenekleri

Posted by: nursensenturk on: 22 Nisan, 2009

Benim Annem Bir Melek dizisinde apartman görevlisi Hasıla ve Sıddık’ın rolü günden güne artıyor. İkili, doğaçlama sahnelerin bu durumda büyük payı olduğu görüşünde Turuncu ailesinin ve Cumhuriyet Apartmanı sakinlerinin yaşadıklarını anlatan Benim Annem Bir Melek, ilgiyle izlenmeye devam ediyor. Silahların, kavgaların ve aldatmaların gözyaşı eşliğinde sunulduğu diziler kervanından sıyrılan yapımda Oya Başar, Tarık Ünlüoğlu, Dolunay Soysert ve Ali Sunal gibi usta oyuncular izleyicilere keyifli anlar yaşatıyor. Dizi şu günlerde ise öne çıkan iki genç oyuncunun performansı ile dikkat çekiyor. Apartmanın kapıcı çiftini oynayan Bala Atabek (Hasıla) ve Mert Öner (Sıddık). Dizide iki oyuncunun beğenilen performansı kamerayı kapıcı dairesine de indirdi. Hasıla ve Sıddık’ın hikayesinin ilgi çekmesinden büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Atabek ve Öner, bu ikilinin sevilmesinde doğallığın önemli bir payı olduğunu söylüyor. Kimi zaman doğaçlama yaptıklarını da dile getiren oyuncular dizinin sesli çekildiğini bunun da ekrana doğallık olarak yansıdığını belirtiyorlar. İlk sınavları komedi Hasıla’yı canlandıran Bala Atabek “Bu proje kariyerim açısından doğumumu yaşadığım bir çalışma. Tüm kadrodan çok şey öğreniyorum” derken dizide Sıddık’ı canlandıran Mert Öner de ilk uzun soluklu projesinin Benim Annem Bir Melek dizisi olduğunu vurgulayarak “Oyunculukta komediye hep özel ilgi duymuşumdur. Bu ilk önemli sınavı da bir komedi dizisinde vermek benim için çok özel” diyor. Şimdilerde Sıddık’ın köyden gelen babası diziye dahil oldu. Bu durum Hasıla ve Sıddık çiftine ilerleyen bölümlerde sürpriz misafilerin gelebileceğinin de habercisi.

Kaf Dağı’ndan Anadolu’ya ‘Çerkesler’ anlatıldı

Posted by: nursensenturk on: 7 Nisan, 2009

 

 

Geleneksel Türk müziği alanında başarılı projelere imza atan Gürsel Koçak, bu kez Çerkesleri anlatan bir proje ile İş Sanat’ta gösteri düzenledi. Çerkeslerin kültürlerini farklı boyutları ile sahneleyen Koçak’ın Kaf Dağı’nın ardından Anadolu’ya gelen Çerkeslerin yaşadıklarını anlatan konseri büyük ilgi gördü.  

 

Çerkeslerin Anadolu’ya ayak bastıktan sonraki kültürel yaşamlarını, doğumdan ölüme kadar olan törenlerini anlatım ve görüntüler eşliğinde ve danslarıyla sergilendiği konserde Koçak’ın sunumu da beğeni topladı. Çerkeslerin topraklarından sürgün edilişleri, ölümler, düğünler, at ve kamaya olan bağlılıkları ve sosyal yaşamdaki davranışları şarkılar eşliğinde anlatıldı.

 

Yoğun katılımın olduğu konsere gelen Çerkesler, dansları alkışlar eşliğinde izledi.

 

 

ÇERKESLER KİMDİR?

Çerkesler, Türkiye’ye Kafkasya’dan gelen Türk dili konuşmayan tüm etnik gruplara verilen genel adlandırmadır. Ancak Türkiye’ye göç etmiş Kafkas halkları kendi arasında pekçok alt gruba ayrılır.

 

 

Çerkez İbrahim Paşa Çerkesler diğer isimleriyle Adigeler Kafkas Dağları’nın kuzeybatı eteklerinde, Kuban Irmağı ile güneyde Bzıb (Psıb) ırmakları arasındaki Karadeniz kıyılarında, doğuda Kuban ile Terek ırmakları güney havzalarını kapsayan büyük bir alanda oturmuş olan ve kendilerine Adige adını veren halktır.

 

Ancak Türkiye’de, Kuzey Kafkasya kökenli Adige, Abaza, Çeçen, Oset, Dağıstanlı, vb insanların tümüne verilebilen ortak bir özel addır. Abzah ya da Abadzeh Bjeduğ , Şapsığ, Hak’uç Natuhay, K’emguy , Mahoş, Yegerukay, Mamhığ, Besleney, Hatukay ve Kabartaylar en tanınmış Çerkes topluluklarıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÜRSEL KOÇAK KİMDİR?

 

Gürsel Koçak, 1960 yılında Antakya’da doğdu.1977 yılında, geleneksel musikimizin en eski ve köklü kurumu olan İstanbul Belediye Konservatuarı (Dârül’elhân) Türk Müziği Bölümün de müzik eğitimine başladı. Burada İsmail Hakkı ÖZKAN, Süheyla ALTMIŞDÖRT, Dürdane ALTAN, Muazzam Sepetçioğlu gibi değerli hocalardan yararlandı. Konservatuar dışında da konuların da uzman olan; Bekir Sıtkı Sezgin, Kani Karaca, Nezih Uzel gibi değerli üstad’larla çalıştı.

 

1983 yılında mezun olan Koçak, kurumun İstanbul Üniversitesine devredilmesiyle, Klasik Türk musikisi tarihinde çok önemli bir konuma sahip olan “İcrâ Heyeti”nde “Sanatçı Öğretim Elemanı” olarak müzik yaşantısına başladı.

 

 

 

İcrâ Heyeti bünyesinde birçok konser ve TV programların da korist ve solist olarak görev aldı. 1995 – 98 yılları arasında, Türk musikisinin en büyük yorumcularından , Bekir Sıtkı Sezgin’in asistanı olarak birçok TV programlarında çalıştı.

 

 

 

Araştırmacı bir kimliğe sahip, Klasik Türk müziğinin çeşitli alanlarında geleneğe bağlı ve düzeyli icraların içerisinde olmaya özen gösteren Gürsel KOÇAK, bu anlayışı yansıtan organizasyonlarla 2000 yılında kurduğu “Otantik Türk Müziği Topluluğu” yla birçok proje, konser ve CD’leri hazırlayıp yönetti.

 

Gürsel Koçak, 2004 yılından bu yana İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Türk Musikisi İcrâ Heyeti Şef’ i olarak görevine devam etmektedir.

Nurşen Şentürk-Yeni Şafak

Her doğru temas ekranda iz bırakır

Posted by: nursensenturk on: 1 Nisan, 2009

kamil‘Her temas iz bırakır’ düşüncesinden hareketle çekilen M.A.T.’ın oyuncusu Kamil Güler, bu özenli çalışmanın ekranda iz bırakmasını umduklarını belirtiyor

 

Dizide bilgisayar uzmanı olan Kamil Güler teknoloji ile arasının çok iyi olmadığını belirterek “Hakiki hayat teknolojiden uzak yerdedir” diyor

Her temas iz bırakır düşüncesinden hareketle çekilen M.A.T. adlı diziye ilgi artıyor. TRT’de yayınlanan yapım, bir grup adli tıp uzmanının çalışmalarını konu ediniyor. Senaryosunu Kaan Koç’un üstlendiği dizinin hikayesinde Adli Tıp Kurumu Başkanı Oğuz Polat imzası var. Gerçekçiliği ile dikkat çeken dizi içeriğinde güncel cinayetleri işlemesi ve farklı anlatımı ile Amerikan polisiye dizilerini aratmıyor. Şimdiye kadar Üzeyir Garih ve Pippa Bacca cinayetlerinin işlendiği yapımda, önümüzdeki günlerde yine ülkede gündem oluşturmuş cinayetler mercek altına alınabilir.Senaryo ekibine adli tıpta görev yapmış kişilerin danışmanlık yaptığı dizinin oyuncu kadrosu da oldukça güçlü. Demir Karahan ve Nefise Karatay’ın rol aldığı M.A.T.’ta Kamil Güler, ekibin etkin isimlerinden biri olan Murat’ı canlandırıyor. Dizide M.A.T. ekibinin ‘beyni’ durumunda olan Murat bilgisayar ekranına odaklanarak yaşayan ve tüm araştırmalarda kesin çözüme ulaşan kişi. Bundan önce Şehnaz Tango, Çiçek Taksi, Gümüş gibi yapımlarda rol alan ancak M.A.T.’ın diziler arasında farklı bir yerde olduğunu belirten Güler, bu durumu gerçeğin her zaman daha fazla ilgiyle izlenmesine bağlıyor. Güler, polisiye içerikli projelerin zorluklarının daha fazla olduğunu söylerken, öykünün gerçek olaylardan yola çıkıyor olmasının kendileri için de heyecan verici olduğunu belirtiyor.

1 NİSAN 2009/ YENİ ŞAFAK TELEVİZYON

Mağduru ‘Kollama’ onun işi

Posted by: nursensenturk on: 12 Mart, 2009

untitled110252e2c31252e2c32by1 

Dexter’la benzerlikler taşıyan Kollama’ya ilgi artıyor. Dizide suçluları geceleri kendi yöntemleriyle cezanlandıran Yiğit polisin maceraları var

 

RTÜK’ün yaptığı araştırma televizyonda en çok izlenen yapımların diziler olduğu bir kez daha kanıtlandı. Bu dönemde polis dizileri ise neredeyse her kanalın vazgeçilmezi. Ekranlarda benzer öykülerle yer alan polis dizileri arasında senaryosunun farklılığıyla öne çıkan Kollama, İstanbul Emniyet Müdürü Celallatin Cerrah’ın da rol aldığı bir polis dizisi. Samanyolu’da yayınlanan Kollama dizisinin cesur başkomiseri Yiğit’i canlandıran Orhan Bıyıklı ekrandaki diğer polisiye yapımlar için “Onlar işin magazinsel tarafındalar ve meseleleri daha yüzeysel ele alıyorlar, biz ise güncel konuları işliyoruz” diyor. Aksiyon sahnelerinin fazlalığı ile de dikkat çeken Kollama dizisinde Yiğit senaryo gereği zaman zaman suçluları sadece yakalayan değil onlara ceza veren bir karakter. Dizi bu yönüyle bir dönem CNBC-e’de de yayınlanan ABD yapımı Dexter adlı diziyi anımsatıyor. Bıyıklı, Dexter’daki gibi gündüz görevini yapan akşamsa kendi mücadelesini veren bir polisi oynasa da ilerleyen bölümlerde izleyicinin beklenmeyen olaylarla baş başa kalacağını söylüyor. Bıyıklı, dizideki yaşadığı bu hali: “Yiğit vicdanımızın sesini hakırıyor” diye özetliyor ve ekliyor: “Herkesin suça, suçlulara ve haksızlığa karşı geliştirdiği veya en azından yapamasa bile düşündüğü kendi yönteminin var olduğunu tahmin ediyorum” Özel hayatımda çapraz sorgu yapıyorum İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olan genç oyuncu rolünden dolayı aldığı tepkilerin olumlu olduğunu kimi zaman polislerden de olumlu eleştiriler aldığını söylüyor. Bu rolün kendisine çok şey kattığını, olaylara artık daha soğukkanlı baktığını belirten Orhan Bıyıklı zaman zaman karşısındakileri dinlerken çapraz sorgu yöntemine başvurduğunu da itiraf ediyor.

 

 11/03/09

Var Mısın Yok Musun’un Mevlüt’ü sunuculuk yapacak

Posted by: nursensenturk on: 6 Mart, 2009

untitled130b22354c0b22354dbyAna Kuzusu için ‘varım’ dedi Var mısın Yok musun adlı yarışmadan sonra üne kavuşan ve pekçok teklif alan Mevlüt Acaroğlu, Kanal 7′de karar kıldı. Mevlüt annesi ile birlikte Anadolu’yu boydan boya gezeceği Ana Kuzusu adlı bir program yapacak

 

Katıldığı Var mısın Yok musun yarışmasındaki sempatik tavırları ve annesiyle olan diyalogları ile dikkat çeken Mevlüt Acaroğlu’nun hayallerini gerçekleştirmek için çıktığı yol, onu program sunuculuğuna ulaştırdı. Mevlüt en az kendisi kadar meşhur olan annesi Naciye Teyze ile Anadolu’yu gezecek. İkilinin eğlenceli gezilerini konu edinen Ana Kuzusu adlı program, önümüzdeki günlerde Kanal 7 ekranlarından izleyiciye ulaşacak.

 

PARA DEĞİL ÜN KAZANDI

 

Yarışmadan sonra yoğun bir ilgiyle karşılayan Konyalı Mevlüt, Var mısın Yok musun’dan maddi olarak bir şey kazanmadığını ancak manevi olarak çok şey elde ettiğini belirtiyor. Yarışmadan sonraki ilginin bu kadar yoğun olacağını beklemediğini de söyleyen Mevlüt, zamanla yarışmacı Mevlüt tanımını unutturarak adını yaptığı işlerle duyuracağını ifade ediyor. Yarışmada para ödülü kazanamayan Mevlüt, “O program benim için geçiş süreciydi bu yüzden para kazanmadığıma üzülmedim yarışma bana hayatımda yeni bir sayfa açtı” diyor. Kanal 7′de daha önce Şoray Uzun’un gerçekleştirdiği Anadolu turlarına bu kez annesi ile birlikte çıkacak olan Mevlüt programda eksikliklerinin olabileceğini kabul ederken tüm bunların zamanla aşılacağını ve üstesinden başarıyla geleceğine inandığını vurguluyor.

 

Anadolu’nun bağrından geldim

 

 Ana-oğul sunuculuğunu sürdürecekleri programda samimiyetlerinin izleyiciye mutlaka yansıyacağını söyleyen Mevlüt, bu tarz programları sunan ve yolu ilk kez bir köye düşen sunuculara göre kendisinin oldukça avantajlı olduğunu şu sözlerle ifade ediyor; “Ben Anadolu’nun bağrından kopup gelen biriyim. Başarılı olacağıma inanıyorum”

Tahsin Bey, Avrupa Yakası’na veda etti!

Posted by: nursensenturk on: 18 Şubat, 2009

avrupa118d6d2fa18c071d8_bAvrupa Yakası’nın ‘Tahsin Amcası’, Kuruntu Ailesi’nin ise ‘Hüsnü Kuruntu’su Türk tiyatrosunun güçlü ismi, komedi dünyasının değerli oyuncusu Gazanfer Özcan vefat etti. Özellikle son yıllarda zevkle izlediğimiz Avrupa Yakası dizisinin babası Tahsin Bey olarak izlediğimiz oyuncu dün hayatını kaybetti. Çarşamba akşamlarının vazgeçilmezi olan dizide yerinin asla doldurulamayacak. Tahsin Bey’in  Aslı ve Volkan ile diyalogları, İffet ile olan sohbetleri, Dilber Hala’dan kaçış anları ve daha nicesi zihinlerde güzel hatıralar olarak kalacak.

 

Gazanfer Özcan kimdir?

Saim Gazanfer Özcan, (d. 27 Ocak 1931, ö. 17 Şubat 2009). Tiyatro ve sinema sanatçısı. İlkokulu Cihangir Firuzağa İlkokulu’nda, ortaokulu Beyoğlu Ortaokulunda, liseyi ise Vefa Lisesi’nde tamamladı. Lisedeyken oynadığı “Hisse-i Şayia” adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı. Şehir Tiyatroları’nın Çocuk Bölümü’ne katıldı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu’nda oynanan Mahallenin Romanı oyunu tiyatro yaşamının dönüm noktası oldu. Bu oyunda rahatsızlanan Reşit Gürzap’ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi. 1962 yılına kadar hem çocuk tiyatrosunda, hem yetişkin oyunlarında görev aldı. 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi ve “Gönül Ülkü – Gazanfer Özcan Tiyatrosu”nu kurdu. 1950′li 1960′lı yıllarda çok sayıda sinema filminde de rol alan Gazanfer Özcan, uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000 yılında çevrilen Komiser Şekspir filmi ile sinema ya döndü. Pek çok dizide de rol aldı. Kuruntu Ailesi adlı dizideki Hüsnü Kuruntu rolü ile tanındı, pek çok yapımda ailenin babası rolünü üstlendi. Avrupa Yakası adlı dizideki Tahsin Bey rolü ile de “baba” rolünü sürdürdü. Avrupa Yakası dizisinde 2004 – 2009 yılları arasında üstüste 5 sezon başrol oynadı. Kronik akciğer rahatsızlığı ve damar tıkanıklığı nedeniyle, 17 Şubat 2009 günü,akşam saatlerinde 1.5 aydır tedavi görmekte olduğu bir özel hastanede vefat etmiştir. [1] Gazanfer Özcan, 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanına sahipti.

Fiko ile Muro benziyor mu?

Posted by: nursensenturk on: 18 Ocak, 2009

untitled17a18dccf0a18dccf1by

 

Adanalı’nın oyuncularından Umut Oğuz, kısa sürede dizinin önemli karakterleri arasına girdi. Oğuz, dizide korsan DVD satıcısını canlandırıyor

 

Adanalı Organize Suçlar Şubesi başkomiserlerinden Yavuz ile İstanbul’un en büyük suç çetesinin lideri olan Maraz Ali’nin maceralarından kurulu bir polis dizisi olan Adanalı’da önce bir DVD kaçakçısı sonrasında ise tarihi eser kaçakçısı olarak karşımıza çıkan Fikret (Umut Oğuz) kısa sürede dizinin takip edilen karakterlerinden biri oldu. Esprileri ile Muro’yu akıllara getiren Fiko’nun, Kurtlar Vadisi’nin yayınlanmadığı şu günlerde Muro’yu unutturacak kadar ’sevimli’ olduğunu düşünenlerin sayısı hiç de az değil.FİKO İLE MURO’NUN ORTAK YANLARI VAR
Umut Oğuz tıpkı Muro gibi diziye geçici olarak dahil oldu ancak izleyicinin talebiyle dizinin karakterlerinden biri haline geldi. Oğuz bu durumu, “Halk bir karakteri alıp bir yerlere getirdiği zaman unutmuyor. Ben bu durumu buna bağlıyorum. Ancak Muro ile Fiko’nun benzer yanları çok değil. Ortak yanları ikisinin de bir dizide oyuncuklarıyla büyümesi” şeklinde değerlendiriyor. Canlandırdığı karakterden dolayı farklı tepkiler aldığını söyleyen Oğuz kimi zaman korsan DVD satanların önünden yüzünü saklayarak geçtiğini söylüyor.

NEREYE KOŞTUĞUMU BEN DE BİLMİYORUM

Dizi takipçilerinde Fikret’in kaçakçılık maceralarının polise yakalanması ile sona erebilme ihtimali akıllara Fiko’nun polis muhbiri olup teşkilata yardım ederek çalışabileceğini getirirken, oyuncu “İlk başta fikir bu yöndeydi ancak şu an Fiko’nun nereye koştuğunu ben de bilmiyorum” diyor. Öte yandan Türk televizyonlarında dizilerin kısa zamanda yayından kaldırılmasını da eleştiren Oğuz, “Üç bölüm sonra bir dizinin yayınlanmamasının yanlışlığına değinerek seyirci 8-10 bölüm izlemeden bir diziyi anlayamayabilir bu tür uygulamalara bir düzen getirilmeli. Sektör bu tür durumlarlardan olumsuz etkileniyor” şeklinde konuşuyor.

16.01.08/YENİ ŞAFAK  TELEVİZYON

 

 

Saf gelin rolünü çok sevdim

Posted by: nursensenturk on: 2 Ocak, 2009

fotoek5bd194d15bc86378by2Benim Annem Bir Melek’te Nalan rolünü üstlenen Ayçin İnci, ‘Nalan kin ve intikam duygusu olmayan bir karakter, çocuksu bir kadın. Onu oynamak çok eğlenceli’ diyor .

**

Kurşun Yarası, Kara Duvak ve Misi gibi dizilerde izleyiciyle buluşan Ayçin İnci, Benim Annem Bir Melek’te eli sopalı kaynana Neriman’ın gelin adayı Nalan’ı canlandırıyor. Benim Annem Bir Melek dizisi, toplumdaki gelin-kaynana kavgalarına esprili bir şekilde yaklaşıyor. Oyuncu İnci de dizinin bu denli benimsenmesini, konunun Türk halkına yakınlığı ve geleneksel değerlere sahip çıkan yönleri olmasına ve kaliteli bir ekiple çalışmalarına bağlıyor.

İnci, dizide oğullarına çok düşkün olan Neriman’ın büyük oğlu Metin’in nişanlısı rolünde, kendisini görmeye pek de alışkın olmadığımız bir tarzda çıkıyor karşımıza. Nalan’ın çocuksu tavırları, iyi niyeti ve saflığının yanı sıra zaman zaman yaptığı esprileriyle de kendini sevdirdiğini ifade eden İnci, ‘Nalan pek fazla sinirlenmeyen, kin ve intikam duygusu olmayan bir karakter, çocuksu bir kadın. Bu özellikleri nedeniyle seviliyor. Onu oynamak çok eğlenceli’ diyor. Dizi takipçilerinin en çok o sesin kendisine ait olup olmadığını sorduklarını söyleyen İnci, bu soruyu da ‘Dizi sesli çekiliyor, o ses benim sesim’ diye cevaplıyor.

Türk televizyonlarında uzun soluklu projelerin daha akılda kaldığı belirten İnci, ‘Bir sit-com da oynamayı çok istiyordum. Rol aldığım dizilerden farklı bir şey yapmak için de Nalan karakterini uygun buldum. Öte yandan gerçekten çok müthiş bir kadromuz var. Özellikle Oya Başar gibi bir usta ile çalışmak ayrı bir okul okumak gibi’ diyor.

Dizini ileriki bölümleri hakkında bilgi vermekten kaçınan İnci, kayınvalide Neriman’ın Nalan’ı çok sevdiğini belirterek, ‘Nalan, Metin ile ne zaman nikah masasına oturup o evin gelini olacak bilmiyorum ama farklı bir dairede yaşayıp evdeki eğlenceyi kaçırmak istemez herhalde’ şeklinde konuşuyor.

 

Nurşen Şentürk-Ocak 2009-TVsayfası Yeni Şafak

Saba Tümer: Seyirci ile birlikte kahkaha atıyorum

Posted by: nursensenturk on: 27 Aralık, 2008

untitled113558108b3558108cby1Bu Gece’de içten bir sohbet yürüttüğü için kısa sürede programın ses getirdiğini söyleyen Saba Tümer “Yayında seyirci ile aynı anda kahkaha atabilme rahatlığındayım. Bu da benim avantajım” diyor

Haber Türk ekranlarında yayınlanan Saba Tümer’le Bu Gece haber sunuculuğundan programcılığa geçen Tümer’in farklı üslubu ve konuklarıyla kurduğu samimi sohbeti ile hafta içi her akşam seyircisiyle buluşuyor. Geç saatlerde ekrana gelen program Tümer’in sohbetleri ile izleyiciyi ekrana bağlıyor. Programı farklı kılan yönünün ekrandaki rahat ve samimi duruşu olduğunu dile getiren Tümer “Herkes yapmacıklık içinde ve kimse kendini doğru ifade edemez hale geldi. Benim samimiyetim izleyiciye yansıyor. Yayında seyirci ile aynı anda kahkaha atabiliyorum. Ayrıca konukların gerçek benliklerini ortaya çıkartıp izleyiciye aslolanı aktarmaya çalışıyorum. Bu çok büyük bir eksiklikti, biz bu boşluğu doldurduk” diyor. Okan Bayülgen, Cem Özer ve Pakize Suda gibi isimlerle de kısa süreli programlar hazırlayan Saba Tümer, partnerli çalışmanın kendisine uygun olmadığı görüşünde. Tek başına yaptığı işlerdeki başarısının ortada olduğunu söyleyen Tümer, “Birkaç denemeden sonra partnerli işin bana uygun olmadığını anladım, ayrıca ekranda ben tek görünsem de güçlü bir ekiple çalışıyorum” diyor. Hafta içi 5 gün yayınlanan ‘Saba Tümer ile Bu Gece’de birden fazla konuk ağırlanıyor. Konuk seçiminde en büyük kıstaslarının ‘gelecek kişiyi ve hikayesini merak ediyor olmak’ diye özetleyen Tümer, izlenme oranlarındaki artışın nedenini ise “Bu konuda mütevazı olamayacağım. Çok iyi program yapıyorum benden önce başkası yapsaydı kıskançlıktan delirirdim herhalde” şeklinde özetliyor.