'Edebiyat' kategorisi için arşiv

Dört güzelden bize en yakını kara topraktır

Divan şiirini sevdiren adam olarak tanınan İskender Pala’nın kaleme aldığı ‘Dört Güzeller’de insanların yaşarken farkına varmadıkları, bir detay gibi görüp önemsemedikleri, oysa ki hayatın tümüne yayılan dört elementin duygu dünyamıza yansıyışları anlatılıyor. Kitapta elementlerin günlük hayatımıza etkileri, kimi zaman edebiyat tarihimizin farklı dönemlerine göndermeler yapılarak aktarılıyor. Yalın ve samimi bir üslupla yazılan kitaptaki misallerin zenginliği dikkat çekiyor. Anasır-ı Erbaa (dört öğe)’yı tanımlayarak başlayan kitabın ilk bölümünde dört elementin tarihteki izlerine yer veriliyor. Sokrates, Aristo, İbn-i Arabi ve Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi düşünürlerin dört öğe toprak, su, hava, ateş üzerine kurdukları felsefe anlatılıyor. Dört Güzeller kitabında Pala’nın ‘insana en yakın olan element odur sanki’ dediği toprağın, güven duygusuyla olan bağlantılı olduğu ve bunun ayağını yere basmakla eş olduğu vurgulanıyor. Ayağımızın altında toprağın olduğunu bilmek nasıl güven verici ise ayağımızı toprakla bütünleştirmek de biyolojik olarak ferahlama duygusu veriyor. Güven duygusu ile eşleştirilen toprak elementi anlatılırken hayatımızda en çok ilişki içinde olduğumuz element tabiri kullanılıyor. Azrail’in Cennete Götürdüğü Toprak ve Ölüm başlıkları ile toprağın insana çağrıştırdığı ölüm hakikatine de değiniliyor. İnsanın beslenme, giyinme ve barınma ihtiyacının topraktan karşılandığının tekrar hatırlatıldığı bu bölümde kitabın bütününde raslanan şiirler yer alıyor. Bir İskender Pala kitabı okuduğumuz gerçeğini anımsatan bu küçük ekler konunun akıcılığıyla bir bütünlük oluşturuyor.

 
HER ŞEYİ SUDAN YARATTIK

‘Ve canlı olan her şeyi sudan yarattık’ ayeti ile başlayan dört güzelden su elementi kitabın ikinci bölümünü oluşturuyor. Kitabın en geniş bölümü olan su elementi için söylenenlerin ve yazılanın sayısının fazlalığını vurgulayan yazar, dünyanın dörtte üçü insanın ise yüzde 85′nin su olduğu verisiyle ‘Su içinde bir hayat yaşıyoruz’ ifadesini kullanıyor. Su Üzerine Meraklı Bilgiler, Lisan İçinde Su Bereketi, Kevser, Ab-ı Hayat ve Zemzem gibi başlıklarla su elementinin manevi anlamı sorgulanıyor. Bu bölüm İstanbul’daki III. Ahmet Çeşmesi, Bursa Ulucami Şadırvanı ve Edirne Kırkpınar’dan verilen örneklerle zenginleştiriliyor.
HER NEFESTE ŞÜKÜR

Nefes, ses ve kokunun temelindeki dört güzelden biri olan hava, kitabın üçüncü bölümünü oluşturuyor. Şirazlı Sadi’nin ‘Her iki nefeste şükür vaciptir biri aldığımız diğeri verdiğimz için’ sözü ile nefesin hayatın anlam bütünlüğündeki önemine yer verilen bu bölümde Rüzgar ve Mevsim başlıkları ile soluduğumuz havanın ötesinde yaşadığımız havanın bize yansıyışları anlatılıyor. Yine şiirler ile güzelleştirilen bu bölümün ardından son bölüme yani ‘ateş’e geçiliyor. Bilimin ilerlemesi ile elementlerin sayısının her geçen gün artmasıyla uzayan periyodik cetvelde hayatın ta kendisini anlatan yüzyıllardır üzerine düşünülen, sorgulanan ve fark edilmeye çalışılan dört elementin peşi sıra yer bulduğu kitapta toprak, hava ve suyu varsaymadan ateşi anlamanın mümkün olmadığı, dünyaya düşen ilk yıldırımdan sonra ateşe hakim olmak isteyen insanoğlunun asıl amaçları ve ateş kelimesinin karşılıkları anlatılıyor. Konu, Nevruz ateşinden Mason ateşine, aşk ateşinden cehenneme kadar çok farklı boyutlarda irdeleniyor. Dört elemente şiir gibi isim vererek Dört Güzeller diyen yazarın kitabında kimi sözcüklerin anlamlarını, kökenlerini öğrenebiliyor, Batı bilim dünyasının keşifleri ile Doğu’nun geleneklerinin kesiştiği noktayı algılama imkanı buluyoruz.

 

Yeni Şafak Gazetesi Kitap Eki-Haziran2008

 

 

Çare muhabbet ilaç merhamet

Aşk, ümit, hayal, masumiyet, acı gibi hayatın ta kendisini yansıtan bir kitap “Merhamet/ Kalbe Dönüş İçin Son Çağrı” Toplumsal ve siyasal düzeyde kamplaşmanın hızla yayıldığı bir dünyada merhametin önemine vurgu yapan Kemal Sayar, ümit ve iyimserliği birer mücevher gibi ruhunda gezdiren insanlar sayesinde dünyanın güzelleşeceğini söylüyor. Kalem elde okunması gereken bir kitap olan “Merhamet”, Sayar’ın, kitap hazırlık aşamasındayken vefat eden babasına ithaf ettiği dört yazı ile başlıyor. ‘Çaremiz muhabbet, ilacımız merhamet’ diyen yazar, merhametin, ötekinin acısını tahayyül etmek olduğunu belirtiyor.
Derinlikli ve bütüncül yazılarında, insana ve hayata dair önemli tesbitlerin sunulduğu 222 sayfalık kitapta, ana mesajın en yoğun biçimde yansıtıldığı ‘Kalbin Sebebleri’ bölümü başta olmak üzere dört ayrı bölüm bulunuyor. Kemal Sayar, psikoloji dizisinden yayınlanan ve yirminci kitabı olan Merhamet’te “Büyük şehirlerde insanlar, yanı başlarında acı çeken, zulme uğrayan insanları işitmekte zorlanıyor. Gözümüzün önünde işlenen suçlara karşı, kötülüğü ne elimizle ne de dilimizle değiştirebilecek bir cesaret gösteremiyoruz. Sorunumuz şu : Neden yardım etmiyoruz?” diyerek okurların kalplerini keşfetmeye çağırıyor.

 

Yeni Şafak Kitap Eki/ 04.04.08

Ne ilk ne son mağdurum

Siyasetçi, araştırmacı yazar Merve Kavakçı, dört yeni kitap yayınladı. Kavakçı’nın hafızalarımıza kazınan kareleri dışındaki kendini ve izlenimlerini aktardığı kitaplarında başörtüsü konusu 125 ayrı başlık altında işleniyor.

Beyan Yayınları, 28 Şubat döneminde, milletvekilliği boyunca ve ardındaki süreçte de dikkatleri üzerine çeken Merve Kavakçı’nın günlük gazetelerde yer alan yazılarından oluşan dört kitabını yayınladı. Dünyanın Güzel İnsanları, Siyasetin Oyunu, Batı’da Müslüman Olmak ve Örtünün Altında Kalanlar ismiyle raflarda yerini alan bu kitaplarda Merve Kavakçı, hem geçmişte iz bırakan siyasi olayları hem de tüm bu olayların arasındaki yaşanmışlıkları kaleme almış.

12 EYLÜL’DEN 28 ŞUBAT’A

Yayınevinin aynı zaman diliminde çıkardığı bu dört kitap birbirinin devam niteliğinde olmasa da peşisıra okunabilecek akıcılığa da sahip. ‘Dünyanın En Güzel İnsanları’ adını taşıyan kitapta, yazar Kavakçı, kendi ifadesiyle üzerinde hakkı olan, kalbinde yer taşıyan dostlarına yer veriyor. ‘Baki kalanın hoş bir sada’ olacağını vurgulayan Kavakçı, fotoğraflarını da eklediği yazılarıyla bir nevi okuyucularına dostlarını tanıtıyor. ‘Dünyanın En Güzel İnsanları’nda Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinden insan portreleri yer alıyor. ‘Oyunun kuralları devamlı değişiyor iki adım ileri bir adım geri giden bir siyaset makinesi içinde yuvarlanıp gidiyor ülke’ diyen Kavakçı’nın ikinci kitabı ise, Siyasetin Oyunu. Kavakçı’nın bu kitabında Türkiye siyasetindeki iç hesaplaşmalar, demokratikleşme yolunda verilen mücadeleler anlatılıyor. Kitapta, AİHM sürecindeki olaylara, 12 Eylül’den 28 Şubat’a kadar uzanan tarihi vesika sayılan günlerin yansımalarına da değiniliyor.

Merve Kavakçı’nın köşe yazılarından derlenerek hazırlanan dizinin üçüncü kitabı ise Batıda Müslüman Olmak.

ÖZGÜRLÜĞÜN NE’LİĞİ ÜZERİNE

Yazar, Amerika izlenimlerini önplana çıkardığı kitabında, Tunus, İngiltere, Cenevre gibi dünyanın faklı yerlerinde yaşanan ‘özgürlük’ kavramını sorularla çözümlemeye çalışıyor. Kavakçı, Batı’da yaşanan ‘rahatlığı’ ülkesinin dışında yaşayanların burukluğu üzerinden işliyor. Serinin son kitabı ise Örtünün Altında Kalanlar. Yazar bu kitapta neredeyse adından ayrılmayan ‘başörtüsü’ kavramını irdeliyor ve mağduriyetini anlatılıyor. Kendisinin ne ilk ne de son başörtüsü mağduru olduğunu vurgulayan Kavakçı, bu konuyu 125 ayrı başlık altında ele alıyor. ‘Yine Türban, Kalbi olan okumasın, Başörtülüler azalıyor mu?’ kitapta dikkat çeken başlıklardan birkaçı. Öte yandan TBMM’ye girdiğinde örttüğü başörtüsünün ABD Kongresi’nde düzenlenecek bir sergide dini semboller adıyla sergilenmesi de Kavakçı’nın bu konu bağlamında verdiği örneklerinden.

Merve Kavakçı’nın Türkiye’deki yaşamından yurtdışındaki tecrübelerine, acı siyaset deneyiniminden, gündeme ilişkin eleştiri yazılarına ve toplum analizlerine kadar geniş bir yelpazede değinilerinin yer aldığı dört kitap, Kavakçı isminin yakın tarihe dair hatırlattıklarının özeti gibi.

 

 

 

Büyük Ödül Karakoç’un

Kültür ve Turizm Bakanlığınca her yıl verilen Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün bu yılki sahibi büyük şair ve düşün adamı Sezai Karakoç oldu.Anlamaya çalıştım önce anlamak kavramını yanlış öğrendiğimi kanıtlarcasına anlamaya çalıştım.

Ama hep anlamayı ezberle eş tuttular ki olmadı. Tek ve hislerimce gerçek seçeneğim vardı onu okumaya devam etmek. Öyle yaptım yılmadım, okudum Karakoç’u.

Yeniden başlamak yazma sanatına

Kat kat olup açılmak gök katına…

İkinci yeni denilen dönemle girdi onun şiirleri edebi dünyanın içine..Bu akımın içinde ve önündeydi.Onu öne çıkaran ve aslında farklı kılan gerçek anlamda da hepsinden farklı olması farklı bakıp farklı baktırmasıydı…

Önceleri anlaşılmadı hiç kimse anlamaya çalışmadı kasıtlı bir görmezden gelme başladı sonra ve kızmak farklı olduğu için.

Ama hiçbir tavır gerçek şiiri isteyenleri ondan ve diriliş sevdasından uzak tutmadı,tutamadı.Onunda gönlü zaten gerçek yoldaşlarıylaydı, şiir arkadaşlarıylaydı.

Şimdi yıllar sonra gelen bir mahcubiyet edasıyla şair’e ödülü verilecek.

Kafdağı’ndan Rasim Özdenören dosyası

Edebiyat,  Kültür ve Sanat dergisi Kafdağı 2006’nın son sayısında yine zengin içeriği ile edebiyat sevenlerle buluştu. Çok sayıda şiir ve öyküye yer veren dergide Michaela Mihriban Özensel’in kaleme aldığı Hz. Mevlana’nın Güncelliği başlıklı inceleme yazısı bulunuyor.

UNESCO’nun 2007 yılını Mevlana yılı ilan etmesiyle dikkatleri yine üzerine çeken Mevlana yazıları Kafdağı’nın bu sayısında okuyucularıyla buluşuyor.

Kemal Aykut yönetiminde Almanya’da hazırlanan derginin bu sayısında sanat yaşamının ve yazarlığının 50. yılı anısına dosya bölümünde Rasim Özdenören konuk ediliyor. ‘Rasim Özderen’i okumak’ başlığıyla giriş yapılan yazıda Özdenören’in edebiyata bakışı ve öykücülüğü ele alınıyor.

‘Aşk sürekli kaygılar içinde yaşanır’ diyen Özdenören’in aşka bakışının detaylı biçimde yer aldığı yazıları da dergide okuyucu ile paylaşılıyor

60. sayısı yayınlanan derginin kitap- değini bölümünde ise Nusret Özcan konuk ediliyor. ‘Hep hakları yeniyormuş gibi düşünüyordum diyerek ifade ettiği Sarıkamış Şehitleri için kaleme aldığı ‘Kar Kelebekleri’ni anlatıyor Kafdağı okuyucularına Sarıkamış Şehitlerinin her anlamda  içini sızlattığını söyleyen Özcan, röportajda Sarıkamış Şehitlerini yazmak fikrinin dayandığı gerçekleri, Sarıkamış’ın edebiyat dünyasına nasıl yansıtıldığı gibi konularda yaptığı açıklamalarla Kar Kelebekleri kitabı hakkında merak uyandıracak bilgiler sunuyor.

Doyurucu içeriği, öykü, şiir ve inceleme yazılarıyla Kafdağı’nın bu sayısının içeri şöyle: Kuşatılmış  Zamanlar/ Melike Türkdoğan- Sahra / Ali Haydar Haksal- Yokluktaki  Varlık/ Münire Danış- Amor/Gönül Utku – Kırmızı/ Yıldız Ramazanoğlu- Kelime mecnunu/ Suavi Kemal Yazgıç- Aşk nedir?/Metin Boşnak- Çıra/Mehmet Aycı- Pandomima/Hayrettin Ormanoğlu- Şimdi Bambaşka İnsanlar/ Gürsel Dönmez – Şaşkın ev sahibi ahmak misafir /Özcan Cam- Hz Mevlana’nın güncelliği/ Michaela Mihriban Özensel’in -Dıe schtten des ganges/Cihan Aktaş KA/Sadık Yalsızuçanlar

DOSYA: Rasim Özdenören’i Okumak/Münire  Danış - O benim arkadaşım/ Ahmet Ufuk Erkan -Özdenören’in edebiyat meselelerine bakışı üzerine /Asım Gültekin- Çok sesli ölüm bir tablo gezer gibi /Rasim Özdenören’in Öykücülüğü/Necip Tosun -Aşkın Diyalektiği/ Kutu ve toz penceresinden-Rasim Özderen’in aşka bakışı/ Şaban Sağlık -Ölüm yokluk değil/Sadık Yalsızuçanlar- Çok sesli bir ölüm ve çözümleme’nin uyarlamaları/ Muhsin Mete- Nusret Özcan ile Kar Kelebekleri üzerine röportaj/ Uykusuz düşler üzerine/ Sadık Yalsızuçanlar –Babıes Have NL Natıonality/ Ataol Berhamoğlu- The Plum Tree/ Özdemir İnce – Sleep/ Ülkü Tamer/ AFligt Journey/ Cahit Külebi