Nurşen Şentürk

Canım Edirne çekti…

Posted by: nursensenturk on: 9 Kasım, 2010

Nasıl bi şey bu anlatamam yani olur denesem ama ne gerek var kimsenin gözü benim ki kadar parlamayacaksa nefesi kesilirmişçesine koşmayacaksa aklına düştüğünde ne gerek var ki bunun ne demek olduğunu anlatmaya… Çok sıcakta bir bardak su istemek gibi acıktığında bir pide hayal etmek gibi. ..olsaydı yeseydik gelseydi göreydik denilen tüm şeylerin hissetirdiği ruh hali işte… Canımın Edirne çekmesi.. kimi zaman hüzünlenince kimi zaman da zevkten dört köşeyken şöyle bir Edirne olsa demem…

Meriç’te yürümenin zevkini yaşamak hafta içi bir sonbahar gününde işte tam da bu dediğim bir saatte Meriç’te bir  başına kalmak… istesen de olmaz kimse zaten… Bir cami bahçesinde ne kadar oturabilirsiniz ne zaman sonra sıkılırsınız bilmem Darülhadis’te ise günler geçirebilir herkes dön dolaş o ufacık bahçede açılırsa önüne bir yol yürürde gider nerelere…Üç Şerefeli, camilerin en eskisi nasıl bir dostsun sen kucağın hep açık … Canın Edirne çekmesi böyle bi şey bir camide saatlerce ağlamak kimse gelmeden belki sadece bir imamın şahitliği kul olarak… Sohbet etmektir canın Edirne çekmesi ama ne sohbet ne gülmek ne anlatmak hiç bitmesin vakit demek canın Edirne çekmesi… Karda okulların tatil olmaması  , gerçekten sevdiğin birilerinin olduğuna inanmak….Gece yarılarına kadar hiç korkmadan sokaklarda olmak  soğuğunda donmak canın Edirne çekmesi  Darülşifa’da sıcak bir çay içmek… Başkası için dert çekmek canın Edirne çekmesi bir başkası için de uykusuz kalabilmek daha cesur olmak daha keskin olmak belki de canın Edirne çekmesi… Aklına düşmesi, düşlere dönüşmesi canın Edirne çekmesi….

2 Yanıt to "Canım Edirne çekti…"

bir daha gidemeyecek olmanın korkusu canın edirne çekmesi… ya da adım atsan orada olacakmış gibi ümitli olmak. bir kümesten tavuk döner almak canın edirne çekmesi… canın edirne çekmesi, öyle doyulası birşey deği,l canının çektiği şeye kavuştuğun o an ise hiç değil… bir gülümseme ile gamzene gömülen bir göz yaşı belki… şimdi bile burnunun sızlaması… başka nasıl tarif edilirki dostum ruhun pırpır edişi. yumrucuk kalbin hasretle çarpması… o keskin soğukta gözünden akan damlanın kirpiklerinden süzülemeyişi. oracıkta asılı kalması ve eve girdiğinde o sıcak gülümsemeyle çözülüp yanağını okşaması… esen rüzgarda kulağındaki küpenin çıkardığı melodik ses belkide. daha bu sabah duydum aynı sesi… nasıl da edirnemsi

öyle bir aşkla anlatıyorsun ki, inan ben de görmeyi çok istiyorum ablacım…
beraber gitmeye niyetlenmiştik ya, inşallah nasip olur
bir göz için çok gözler sevilir düsturundan hareketle, edirneyi çok severiz, mimar sinan’dan ötürü, nurşen ablamızdan ötürü…

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.