Posted by: nursensenturk on: 23 Ekim, 2010
Geçtiğimiz pazar günü Avrasya Maratonu yapıldı. Bu yıl 32.’si düzenlenen etkinliği heyecanla bekledim. Çünkü bu yıl bir farklılık yapıp akşam haberlerde köprüden geçen keyifli insanlara imrenmeyecek bende o köprünün üzerinde olacaktım. Sabah ezanına mütakip yola çıktığımda aklımdan insanın gerçekten birşeyi istediğinde neler yapabileceğine örnek olarak gördüm kendimi günlerdir yorgun mesainin tek izin günü olan pazar günü uykuya koşuyu tercih etmek büyük erdemdi benim için. Numaramı yakalama iğneleyip -kim tutar seni-misali başladık yola…
MARATON KARDEŞLİĞİ
Mecidiyeköy’de spor ve İstanbul sevenleri toplayıp başlangıç noktasında götürdüler otobüslerle Maraton kardeşliği adını verdiğimiz bağlılıkla yüzlerde tebessümlerle gittik yüzlerce kişi… İnince bayram yeri mi desem maç öncesi stad önü mü yoksa yıllar önce gittiğimiz Gülhane Parkı çoşkusu mu öyle bir hava vardı çalan müzik enerji dolu insanlar Topbaş’ın silahı patlatmasını bekledik start verildiğinde ise heyecan başladı neredeyse 200 bin kişinin katıldığı bir ortamda ilkin koşmak isteseniz de mümkün değil ağır adımlarla ilerlemeye başladık. Hedef aslında sanıldığı gibi İnönü Stadı falan da değildi hedef Köprü’ye varmak ve araçla geçerken karda yağsa camı açarak geçtiğim ve hissetmeye çalıştığım köprüden boğaz havası almaktı…Hızlı adımlarla köprüye vardık
KÖPRÜ BİR O YANA BİR BU YANA
Ortaköy’e tam selam çakacakken kuzenim köprü sallanıyor mu ne dedi telaşla ben de çok olgun ve bilgece! elbette titreşim normal falan dedim kızcağız üstelemedi Ortaköy’e yine bir bakış atayım derken dedim İstanbul’u bekleyen deprem sanırım geldi o da bizi köprüde yakaladı… Artık az önce usulca köprü sallanıyor mu ne diyen kuzenim beni sakinleştiriyordu hızlı bir rol değiştirme ile beşikte tıngır mıngır sallanan bebiş gibi biz de köprüde sallanmaya başladık. Gamsız olsanız zaten erken de kalkmışsınız mis gibi de esiyor tam uyku havası ama ne mümkün herkes birbirine bakıyor benim mi başım dönüyor yoksa sallanıyor myuz diye erkekler tüm belgesel izlemişliğin entellektüelliği ile köprü sallanmansa korkmak lazım diyor…O sırada gazeteci olarak binlerce kişi üzerinde beşik gibi sallanan köprü ile sulara gömülsek gazeteler ne manşet atar diye düşünmedim değil kısa da sürse bi düşündüm duanın eşsiz gücüne sarıldım sonra en yapılası şey oydu çünkü bi süre onra alıştık üzerine espriler yapttığımız sallantı köprü boyunca sürdü. Köprünün bu kadar uzun olduğunu ilk kez fark ettim tüm bu telaşa rağmen mutlak farkkettiğim bişey daha var ki o da İstanbul’un büyüleyici güzelliği…
Avrasya Maratonu parkur ve üstüne ulaşım alanına kadar mesefe ile 15 km’yi buldu o gün benim için çok yoruldum ama bir dahaki Maraton’da bu kadar kişi olmamalı köprüde uyarılarını duyunca da tarihe şahitlik etmenin mutluluğunu yaşadım.
19 Kasım, 2010 5:06 pm
Bu sene ilk defa katıldığım bu eğlenceli maratona dair konudaki fotoğrafı görünce yorum yazmadan geçmeyeyim dedim.Maraton günü benimde hemen hemen aynı yerden çektiğim bir fotoğrafı da paylaşmak isterim.
http://www.flickr.com/photos/m-o-r-e/5117414422/
Selamlar…