Haziran, 2007 için arşiv

Nusret Özcan’ı kaybettik

“-Nerelisin sen?
-Biga
-Biga’nın neresi?
-Bilmezsiniz belki çerkes köylerinden biri
-Nasıl bilmem ben de çerkesim” benim içim önemli olan bu sohbet ile tanışmıştım. Nusret Özcan’la. Gülümseyen ve güven veren bir yüzü vardı. Çok uzun süre tanımadım, çok şey konuşamadım. Ama binada her karşılaştığımızda selamlaştık gülümsedik birbirimize…
Dün de öyleydi… Bugün gazeteye gittiğimde önce rahatsız dediler sonra bir şey diyemedi kimse.Bir anda sessizleşti herkes. Kim neyi düşündü o an, kimin aklına ne anısı geldi bilmiyorum. Değerli bir isimi kaybetmenin üzüntüsü vardı herkes de.. Mekanı cennet olsun….
NUSRET ÖZCAN KİMDİR?

Kuruluşundan bu yana Yeni Şafak’ta çeşitli görevlerde bulunan Özcan, 1958′de İstanbul Eyüp’te dünyaya geldi. Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesi’ni bitirdikten sonra İzlenim, Kayıtlar, Dergibi ve Kafdağı gibi dergilerde edebi çalışmalarını yayınladı.
Bizim Mahalle çocuk romanı, Sokak Sesleri belge anı, Leyla ve Mecnun roman, Kemal Aykut’la birlikte Mustafa Kutlu Kitabı, Beşir Ayvazoğlu Kitabı ve Kar Kelebekleri adlı kitapların yazarı olan Özcan, evli ve üç çocuk babasıydı.

‘İtiraf edelim ki vakit dolduruyoruz’

‘İtiraf edelim ki vakit dolduruyoruz hayatı da ölümü de sevmiyoruz ve ikisinden de korkuyoruz’ diyor yazılarını dikkatle okuduğum isim Mehmet Gündem … Bu satırları okuyunca olur mu öyle şey diye başlayan bir cümle çıksa da ağzımızdan bir zor yutkunuş oluyor aslında yazının bizdeki tesiri …

O kadar gerçekçi bir tespit ki belirttikleri  .Bunlar aynaya bakarak  okunacak sözler belki de… Etraf o kadar çok bezmiş insan dolu ki gençken yorulan insanlar topluluğu olduk sanki hepimiz.Çıkarsa aradan bir  kaç hedef sahibi o zamanda  hayalperest ilan edip bıyık altından güldük belki de … O gülüşlerle söndürdük sonra fark etmeden kendi aklımızdan geçen düşleri de… Önceden uyutmayan hevesler varken yaşamımızda birden ‘sıradanlaştı her şey’ diyerek kurmaya başladık cümlelerimizi

Biz büyüdük ve kirlendi dünya dedik içimizdeki tüm ayrıntıları terk ettiğimizde.  Mutluluk oyununu oynayan bir yerli figürümüz bile olmadı. O yüzden cümlelerimizi hakaret vari bakışlarla kurduk  Polyannacılık oynama diyerek nice kişiye…

Kıtalar arası hayal koşturan bir neslin yarından endişeli torunları olduk. Bir gün içerisinde kimi zaman neler değişti bu ülkede, kısa zamanda kısa kısa nice şey öğrendik, sonra da öğrendiklerimizin yanlış olduğunu.. Ve tüm bu gerçeklerin yayında bir yanımız hala umutlu…