Posted by: nursensenturk on: 4 Mart, 2007
Cüzdanımızı açtığımızda aradan fırlayıp giden bir bozuk para mıydı? Yoksa eliniz de kalan yolda giderken atıştırdığınız bir lokma mıydı?
Neydi o gün yere düşen, karanlığa düşen?
5 yaşındaki Dilara değil miydi? Dilara daha 5 yaşında değil miydi?
Hepimizin içinden neler geçti bu olayı duyduğunda içinde taşıdığı kalbinde merhamet taşıyan herkesin içi gitti, yandı,sızladı.
Hepimiz saydık, sövdük, kızdık… bir şeylerin söylemesi gerektiği gerçekliğini ispatlama telaşındaydık. ‘Bu kadarı olmaz dedik’ ‘Bu kadarı sadece biz de olur dedik’.
Ama düşen ve annesinin elinden ölüme kayan 5 yaşındaki Dilara’ydı. Bir gün evvel varlığından haberdar olmadığımız Dilara’ydı kayan, düşen ve düştüğü çukurla ölüme giden…
Gözümüzü kapatıp o anı anlamaya çalıştığımızda içi daha çok acıyor insanın. 5 yaşında bir çocuğun annesinin elinden kayıp gitmesi, giderken nasıl baktığını hayal etmek bile çöküyor insanın içine.
Ardından Dilara’nın ‘ihmal’ dedi bazı ağızlar ‘sorumlular cezasız kalmaz’ denildi..Ve bunun gibi nice cümle… Ne bir söz ne bir özür telafisi yok artık. Geriye Dilara için hesap verecek vicdanlar kaldı.
“Sorumlular cezasız kalmaz” demekle keşke küçük Dilara geri gelebilse… Annesi için ardından ölüm şarkıları söylemek, “Sensiz olmuyor; rengim soldu, vadem doldu, yerin dolmuyor!!!” demek kaldı sadece. İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğu bir dünya ve bir ülkede yaşıyoruz işte… Ne denilebilir ki, söylenenler yaraya tuz basmaktan, yarayı eşelemekten gayrı ne işe yarar ki…
gayesi belli olan çalışma tarzı ile ilerliyor, başarılarına başarı katıyor birçoğumuza örnek oluyorsun. seni çok seviyor ve destekliyorum.(ale wischli mari):))
15 Mart, 2007 8:46 am
Tesadüf eseri sitenize denk geldim.Yazılarınız çok güzelmiş.hemen bunu söylemek istedim.Yine tekrar ziyaret edebilceğim bi adres.Yazılarınızı artık takip edicem:)